Sayfa 2/2 İlkİlk 12
15 sonuçtan 11 ile 15 arası

Konu: Namaz kilarken niye ilkin subhaneke duasi ile başlariz bilir misiniz?

  1. #11
    Üye osmanke - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21-10-19
    Yaş
    56
    Mesajlar
    266
    Post Thanks / Like

    Cevap: Namaz kilarken niye ilkin subhaneke duasi ile başlariz bilir misiniz?

    Mevlânâ (Arapça: مولانا), İslâm dininde, din açısından önder olarak görülen ya da İslâm ilimlerinde başarı kazanmış kişilere verilen bir unvan. Özellikle Hint Yarımadası'nda İslâm bilginleri ve din önderleri için sıklıkla kullanılsa da Batı Asya'da pek kullanılmaz.
    Hz kelimesi ne anlama gelir?
    TDK'ya göre Hazretleri kelimesinin sözlük anlamı şu şekilde açıklanmıştır; Hazretleri: Saygı duyulan kişi ya da makamlar için kullanılan bir kelimedir. Genellikle kişileri ifade ederken kullanılır.23 Nis 2020

  2. #12
    Server Admin chveneburi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02-10-12
    Yer
    Samsun
    Yaş
    49
    Mesajlar
    21.695
    Post Thanks / Like

    Cevap: Namaz kilarken niye ilkin subhaneke duasi ile başlariz bilir misiniz?

    hint yarımadasında kullanılıyormuş.

    oraya özel orda türemiş.ben bir ünvan buldum kullanıyorum bu kimi bağlar din açısından nasıl bir bağlayıcılığı olabilir.
    bu konu çok polemiğe açık bir konu hint yarımadasından çıkanların çoğu budist brahman mecusi ve zerdüşt inancı taşıyor
    asla hint kültüründen kurtulamamışlar çok örneği var bunun

    hz kelimeside öyledir islami bir bağlayıcılığı yoktur.bütün dinler bu kelmeyi kullanır papa hazrtleri papaz hazretleri v.s.gibi

    ben bu konuda çok sabitim asla esneklik gösteremem
    islam konusu varsa
    1 Allah emredecek kuranda geçecek
    2 Allah Rasulu hayatında uygulayacak ve tavsiye edecek yada men edecek
    3. bir şık ancak olabilir oda sahabe hayatındada olacak olduki peygamberimize ait bazı sünnetler nakledilemedi olabilir.
    çünkü Allah Rasulu hayattayken sözlerinin yazılasını asla istemedi olurki dedi benim sözlerim Allahın sözlerinin önüne geçer
    4.şık bizi hep ayrılığa düşürmüştür tarih bunun örnekleriyle doludur

    kuran ve sünnette sabit olmayan bütün konular bizi hep tartışmaya kavgaya ayrılığa sevketmiştir herkesin kendi doğrusu olmuştur
    iyide bu doğru kime göre doğrudur.tartışmazsız doğru Allahın emrettiği Rasulunun yaşadığıdır bundan daha insanın içini rahatlatan bir durum olabilirmi.
    Allah emretti Rasulununde hayatında var bitti bundan sonrası şeytan felsefesidir

  3. #13
    Üye osmanke - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21-10-19
    Yaş
    56
    Mesajlar
    266
    Post Thanks / Like

    Cevap: Namaz kilarken niye ilkin subhaneke duasi ile başlariz bilir misiniz?

    KAYNAK:
    [Only registered and activated users can see links. ]
    HAZRET
    Ø*ضرت
    İlâhî veya kevnî herhangi bir hakikat ve bunun âlemdeki tecellileri anlamında bir tasavvuf terimi.
    MEHMET DEMİRCİ
    Hazret sözlükte “yakında ve yanında olmak, önünde bulunmak” anlamına gelir. Kavram, Rûzbihân-ı Baklî gibi bazı mutasavvıflarda da görülmekle beraber (Meşrebü’l-ervâḥ, s. 253) Muhyiddin İbnü’l-Arabî’de önemli bir tasavvuf terimi haline gelmiş, “varlığın genel mertebeleri ve âlemdeki bütün tecellileriyle birlikte ilâhî veya kevnî hakikat” anlamında kullanılmıştır. Meselâ kudret, ilâhî bir hakikat (sıfat) olup âlemdeki her çeşit kudretin onunla bağlantısı vardır. Çünkü kâinattaki bütün kudretler ilâhî kudretin tecellî ve zuhûr mahalleridir. Diğer ilâhî hakikatlerden farklı olan ilâhî kudret, bütün mazhar ve tecellileriyle birlikte bir hazret (bir varlık alanı, bir makam) oluşturur ve buna “hazretü’l-kudret” denir. Allah’ın her sıfatı, her ismi ve her fiili bir hazret meydana getirdiği gibi belli bir sıfatın, ismin ve fiilin her bir tecellisine de hazret denir. Buna göre Allah’ın sıfat, isim ve fiillerinin sayısı kadar, diğer bir ifadeyle sonsuz sayıda hazretler (hazarât) vardır. Zira Allah’ın tecellilerinin sonu yoktur (el-Fütûḥât, II, 582). Bununla beraber İbnü’l-Arabî bu hazretleri çeşitli gruplara ayırır. Meselâ varlığın en genel beş kategorisine “hazarât-ı hams” adını verir. Öte yandan bütün hazretlerin Allah, rab ve rahmân adları altında üç grupta toplandığını, birincisine “ilâhî”, ikincisine “rahîmî”, üçüncüsüne “rahmânî” hazret denildiğini söyler. Bazan hazret sözüyle sûfînin içinde bulunduğu ilâhî isimle ilgili hal de ifade edilir. Meselâ sûfî Allah’ın rahmân isminin tecellîsine mazhar olmuşsa o rahmânî hazrette sayılır (a.g.e., II, 176).

    Hazret, değişik hakikatlerin özel bir biçimde birleşmesinden meydana gelen yeni bir hakikati ifade etmek için de kullanılır. Meselâ hayal, farklı birtakım hakikatlerin bir araya gelmesinden oluşan birleşik bir hakikattir. Bu birleşimin belli bir şekilde oluşu ona ayrı bir özellik kazandırır, buna da “hazret-i hayâl” (hayal alanı) denir. Hazret-i insâniyye ve hazret-i ilâhiyye de böyledir. İbnü’l-Arabî rüya olayını, bu arada Hz. İbrâhim’in oğlu İsmâil’le ilgili olarak gördüğü rüyayı (bk. es-Sâffât 37/102) hayal hazretiyle açıklar. Ona göre hayal hazretindeki her tecelli, bunun yorumunu yapacak ve Allah’ın ondan neyi kastettiğini anlamayı sağlayacak başka bir bilgiye ihtiyaç gösterir. Buna da “tâbir” adı verilir. Tâbir “görülen bir sûretten başka bir hususa geçmek” demektir.

    İbnü’l-Arabî, Hak’la halk arasındaki her nisbetin bir hazret meydana getirdiğine, kulun bu hazret nisbetinde Hak’la bulunduğuna inanır. Meselâ müşâhede, mükâleme ve semâ hazretleri böyledir (a.g.e., II, 601).

    Hazret-i ilâhiyye Allah’ın zât, sıfat ve fiillerinden ibarettir. Hazret-i ilâhiyyenin mazhar ve tecellilerine “hazret-i insâniyye”, akl-ı evvele “hazret-i ahadiyyet”, ilâhî isimler mertebesine “hazret-i esmâiyye”, Allah’ın zâtından başka hiçbir şeyin nazarı itibara alınmamasına da “hazret-i hüviyyet” denir.

    Âlemin oluşumunu sudûr ve tecellî teorisine göre açıklayan sûfîlere göre varlıklar Allah’tan zuhûr etmek suretiyle derece derece O’ndan uzaklaşarak ve aşağıya inerek meydana gelir. Bu durum “tenezzülât” sözüyle ifade edilir. Allah’a ulaşmak isteyen bir sâlik, aynı yoldan bu tenezzülâtı teker teker aşarak yukarıya doğru çıkmak zorundadır. Bu çıkışlara da “hazarât” denir. Hazretin her basamağında gaip olan bir durum hazır, ötedeki bir makam beride, uzaktaki bir hal yakında olur. Bilinmeyen şeylerin bilindiği, görünmeyenlerin göründüğü, yani gaiplerin hazır hale geldiği bu mertebelere de hazret denilmiştir. Bir sâlik bu hazretlerden ne kadar çoğunu katederse mânevî derecesi o kadar yükselir ve kutsiyet kazanır. Velî ve şeyhlerin isimleri anılırken başına “yâ Hazret-i Mevlânâ, yâ Hazret-i Abdülkādir-i Geylânî” gibi hazret unvanının getirilmesinin sebebi budur. Burada hazret, “pek çok makamı aşarak en yüksek hazrete, ilâhî huzura çıkan ve kutsiyet kazanan şahsiyet” anlamına gelir.

    Kuzey Afrika tarikatlarında semâ ve zikir meclislerine de hazret (hazre) adının verilmesi, kulun semâ meclisinde en ulvî haller içinde en kutsî makama ve ilâhî huzura çıktığı yolundaki inanca dayanır. İbnü’l-Arabî buna “hazret-i sem┠adını vermektedir. Kuzey Afrika’da hazreler, semâ ve zikir için düzenlendiği gibi ilim ve ders için de düzenlenir. Sadece ileri derecedeki müridler için düzenlenen özel hazreler de vardır (Hasan eş-Şerkāvî, s. 124).

    Özellikle İbnü’l-Arabî’nin geliştirdiği hazret teorisi yavaş yavaş dinî ve siyasî hayatı da geniş ölçüde etkilemiş, bunun neticesi olarak terim sûfî olmayan din ve devlet adamları hakkında da kullanılmıştır. Arapça’da “hazretü’ş-şeyh”, Farsça’da “hazret-i şeyh”, Türkçe’de “şeyh hazretleri” şeklinde kullanılan kelime son asırlarda daha çok Allah, peygamberler, sahâbe, melekler, padişah ve devletin ileri gelen şahsiyetleri için de kullanılmaya başlanmıştır. Araplar ise hazret yerine daha çok “seyyidün┠(efendimiz) ifadesine yer verirler.

    Edebî metinlerde kelime, daha ziyade dinî muhtevası ile ve genellikle Allah (Hakkıdır Hazret-i Hakk’ın ol mâl / Sen dahi etme edâda ihmâl [Nâbî]; Ey Hazret-i Rahmân’ım / Tevfîk ü hidâyet et / Âlemlere sultânım / Tevfîk ü hidâyet et [Hüdâî]); Peygamber (Seyr eden mu‘cize-i kāmetini / Dedi hep medh edüben hazretini [Hâkānî]) ve velîler (Nakd olur gencûr-ı hâs-ı himmet-i Zerkûb’dan / Eyleyenler hazret-i hünkâra arz-ı ihtiyâc [İzzet Molla]) hakkında kullanılmıştır.

    BİBLİYOGRAFYA
    Lisânü’l-Ê¿Arab, “ḥżr” md.; et-TaÊ¿rîfât, “ḥażret” md.; Tehânevî, Keşşâf, I, 296; el-MuÊ¿cemü’á¹£-á¹£ûfî, “ḥażret” md.; Ca‘fer Seccâdî, Ferheng, “ḥażret” md.; Baklî, Meşrebü’l-ervâḥ, s. 253; İbnü’l-Arabî, Fuá¹£ûá¹£, s. 85, 90, 93; a.mlf., el-Fütûḥât, II, 176, 582, 601; İbnü’l-Hatîb, Ravżatü’t-taÊ¿rîf (nşr. Muhammed el-Kettânî), Beyrut 1980, s. 162; Süleyman Ateş, İşârî Tefsîr Okulu, Ankara 1974, s. 262-263; Ahmet Avni Konuk, Fusûsu’l-hikem Tercüme ve Şerhi (haz. Mustafa Tahralı - Selçuk Eraydın), İstanbul 1987-92, I-III, hazırlayanların giriş bölümleri; Hasan eş-Şerkāvî, MuÊ¿cemü elfâẓi’á¹£-á¹£ûfiyye, Kahire 1987, s. 124; Celâleddin Âştiyânî, Şerḥ-i Muḳaddime-i Fuá¹£ûá¹£ü’l-ḥikem-i Ḳayserî, Tahran 1370 hş., s. 447-455, 468; D. B. MacDonald, “Hadra”, İA, V/1, s. 55; el-Ḳāmûsü’l-İslâmî, II, 112; Dihhudâ, LuÄ¡atnâme, II, 716.
    Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1998 yılında İstanbul'da basılan 17. cildinde, 146-147 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.

  4. #14
    Server Admin chveneburi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02-10-12
    Yer
    Samsun
    Yaş
    49
    Mesajlar
    21.695
    Post Thanks / Like

    Cevap: Namaz kilarken niye ilkin subhaneke duasi ile başlariz bilir misiniz?

    hazret konusu tasavvufi bir terimmiş
    tasavvufcuların uydurduğu çok fazla kutsal var onları anlamakta zorluk çekiyorum

    islami bir terim değilmiş onu anladım

    araştırıp zaman ayıyorsun teşekkür ederim
    namaz konusu farklı bir konu şekline dönüşüyor konuyu sabote etmeyeyim

  5. #15
    Üye osmanke - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21-10-19
    Yaş
    56
    Mesajlar
    266
    Post Thanks / Like

    Cevap: Namaz kilarken niye ilkin subhaneke duasi ile başlariz bilir misiniz?

    teşekkürler dostum rabbim cümlemize hakkıyla hakka ibadet eden ve namaz kılanlardan eylesin.

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Benzer Konular

  1. Niye üzülüp ağlarsın can
    By trabzonspor in forum İlginç Şeyler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13-03-14, 03:17
  2. Fatih niye üstün
    By trabzonspor in forum İlginç Şeyler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-05-13, 02:41
  3. gramer bilir misin
    By trabzonspor in forum İlginç Şeyler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-05-13, 03:44
  4. bizi bilen bilir
    By trabzonspor in forum İlginç Şeyler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-02-13, 05:10
  5. kızı isen niye itisen
    By trabzonspor in forum Gülelim
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-01-13, 04:00

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •